Yazıma Manastırlı
Hamdi’nin Mustafa Kemal Paşa gönderdiği telgraf ile başlamak istiyorum.
“Bu sabah
Şehzadebaşı'ndaki Mızıka Karakolunu İngilizler basıp, oradaki askerler ile
İngilizler çarpışarak şimdi İstabul'u işgal altına alıyorlar. Bilgilerinize
sunulur.”
İşte bu
telgraftan sonra Mustafa Kemal Paşa verdiği emirler ile kuvvetlerimize ait
silah depolarının boşaltılması, silah ve cephanenin deniz yolu ile Anadoluya
sevki gibi yüzlerce değişik plan yapılıyordu.
Fenerbahçeli Gençlerin oluşturduğu bir grup, Selimiye Kışlasına
gizlice girerek cephane deposunu günlerce İbrahim Ağa Çayırı'na taşıyor; çayırın
hemen kenarındaki Kurbağalı Dere Yolu'ylada Fenerbahçe Kulüp Binasına
getiriliyor ve oradan balıkçı tekneleriyle mücadelede savaşan askerlerimize ve
İnebolu'ya gönderiliyordu.
Bir vatan
haininin işgal kuvvetlerine ihbarıyla sabaha karşı Fenerbahçe Kulübü Binası'na
gelen İngiliz Askerleri o dönem alt takımlarda oynayan futbolcularımızdan
Mustafa ve Refik Beyleri engeli ile karşılaştılar. Onların askerleri oyalaması
sayesinde son silah sandıklarıda teknelere de yüklenmiş, artan silah sandıkları
da yakındaki evlere saklanmıştı. İngilizler kulüp binanımızda hiçbir silah
bulamadılar. Fenerbahçeli Mustafa Kemal Paşa'nın adamlarını tutuklamak
istiyorlardı. Kulüp binasını tahrip ettiler. Antrenman sahalarımız hayvan ahırı
haline getirildi, kulüp kapatıldı ve başkan Sabri Bey Malta'yargün gönderildi. İstanbul halkı kulübün kapatılmasına o kadar çok tepki
gösterdi ki kulüp yeniden açılmak zorunda kaldı. Kulübümüzün işgal kuvvetleri
tarafından kapatılan tek kulüp olduğunu ve bu durumun bizler için bir gurur
meselesi olduğunu belirtmeden geçmeyelim.
Yeniden maçlara
başlamamız ile birlikte Herrington Kupası maçıyla Fenerbahçemiz zafer elde etti
ve kupayı müzemize götürdü. Bir türk takımının alabileceği en önemli kupa
olduğunu düşünüyoruz. Bir gün gelip Şampiyonlar Ligi Şampiyonu bile olsak
Herrington kupası her zaman en önemli kupamız olarak müzemizde yerini
alacaktır. Bu zafer İstanbul Halkına büyük moral kazandırmış ve milli mücadele
ruhunu canlanmasına neden olmuştur.
Fenerbahçemizin
dik duruşu ve Atatürk İlkelerine olan bağlılığı var en önemli değerlerimizdir.
Fenerbahçeli
büyüklerimizin dediği gibi Fenerbahçe Türkiye, Türkiye Fenerbahçe'dir.
Bu arada
rahmetli İslam Çupi’yi de anmadan geçmek istemiyorum. Fenerbahçe büyüklüğü
ne şampiyonluk büyüklüğüdür ne de kupa büyüklüğüdür. Bir başka büyüklüktür adı
konamaz.
Bu nedenlerle
Fenerbahçe’liyiz. Bu nedenlerle
Fenerbahçe’miz daima var olacaktır.
Saygılarımla.
Onur ÖNEN
Not: Fenerbahçe
dergisinden derleme ve özet yazıdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Sen de fenerle